Giriş
Şeyh Said İsyanı üzerine mevcut literatür, ağırlık olarak isyanın siyasi, sosyolojik ve kültürel tahlillerine odaklanmış durumdadır. Son yıllarda ortaya çıkan yeni kaynaklar ve belgeler, bu alanda süregelen araştırmaları zenginleştirmekte ve yeni yorumların geliştirilmesine imkân tanımaktadır. Ancak, bu zengin tartışma zemini içinde, isyana giden süreci ve sonuçlarını şekillendiren kritik bir boyut – Kürt coğrafyasının iktisadi tarihi ve toplumsal-ekonomik yapıdaki köklü değişim – nispeten gölgede kalmıştır. Bu yazının temel amacı, Şeyh Said isyanı dönemini ve öncesini, tam da bu iktisadi dönüşüm perspektifinden ele alarak, söz konusu yaklaşımlara katkı sunmaktır.
Kürt iktisadi tarihini anlamlandırmak ve olaylar arasında sağlam nedensellik ilişkileri kurabilmek için, birikim mekanizmaları, yeniden dağıtım süreçleri, isyan bastırma ekonomisinin işleyişi ve ulus inşası politikalarının yarattığı gerilimler gibi iç dinamiklerin analitik bir çerçevede tanımlanması ve bu çerçeveden hareketle çözümleme araçlarının etkin biçimde kullanılması kritik önem taşımaktadır. Bu çerçeve ışığında, Şeyh Said İsyanına giden süreç, 1913 sonrasında hız kazanan Türk ulus-inşa sürecinin belirleyici bağlamı içinde ele alınacaktır. Bu dönemin, ‘Milli İktisat’ politikaları altında Kürt coğrafyasının genel iktisadi görünümü ve derinleşen bölgesel eşitsizlikler, değişen sınırların yarattığı politik ekonomi ve tek dil dayatmasının tetiklediği kaotik idari-ekonomik değişimler çerçevesinde incelenmesi, yaşanan dönüşümün karmaşık yapısını tanımlamaya yardımcı olacaktır. Yazı, bu analizin ardından, Şeyh Said isyanının Kürt iktisat tarihi açısından en kalıcı ve yapısal sonuçlarından biri olan Umumi Müfettişlikler kurumuna dair girizgâh niteliğinde bir tartışma ile sonlandırılacaktır.
Kürt ayaklanmalarını açıklamaya yönelik literatürde çeşitli çerçeveler öne sürülmüştür: ‘Feodal yapının varlığı’ ve ‘geleneksel örgütlenmeye’ yapılan atıflar; ‘gerici dini unsurların’ rolüne vurgu; ‘yabancı müdahalesi’ faktörü ve ekonomik kimliğe dayalı hoşnutsuzlukların tetikleyici etkisi. Bunlara ek olarak, coğrafyanın tarıma elverişli olmaması gibi dışsal faktörlerin günlük ekonomik ve sosyal ilişkileri nasıl sınırlandırdığını vurgulayan çalışmalar da bulunmaktadır. Ancak, mevcut nitel yaklaşımların ve nicel bulguların, özellikle Şeyh Said İsyanının derinindeki iktisadi nedenleri bütüncül bir şekilde açıklamakta kısmen eksik kaldığı gözlemlenmektedir. Bu eksikliğin anlaşılması, uzun dönemli bir perspektifi zorunlu kılar. II. Mahmud döneminde başlayan merkezîleştirme politikaları, Kürt özerk yapılarının (mirliklerin) dağılma sürecini başlatmıştır. Bu süreç, 1908 sonrası İttihat ve Terakki Cemiyeti (İTC) iktidarı döneminde radikal bir dönüşüme uğramış; Türk-Müslüman kimliği eksenli ulus inşasının araçları – demografik müdahaleler, yaygın mülksüzleştirmeler (istimlâk) ve kültürel inkâr politikaları – ile daha da derinleşmiş ve keskinleşmiştir (Çağlayan, 2014). Cumhuriyet Türkiyesi’ne geçişle birlikte, bu politikalar Umumi Müfettişlikler ve Halkevleri gibi kurumsal araçlarla kurumsallaştırılarak süreklilik kazanmış ve nihayetinde Kürt coğrafyasının iktisadi dokusu sistematik bir parçalanmaya uğramıştır. Şeyh Said İsyanı, işte bu uzun ve sancılı iktisadi-sosyal dönüşüm sürecinin kritik bir kırılma noktası ve sonucudur.