Elli yıl önce Eylül ayında, halk konserinin sonuna doğru bir Ankara sahnesinde bomba patladı ve bu patlamanın sonuçları günümüzde de yankılanmakta… Bahsi geçen bomba gerçek anlamda bir silah değil, sadece bir şarkıydı. Bu patlama sonrasında yayılan enerji, gücünü yüzyıllar olmasa bile on yıllardır birikmekte olan Kürt kültürü ve dilinin ifadesinden oluşan geniş bir cephaneden almaktaydı. O Eylül gecesi bombanın infilakından sorumlu kişi Şivan Perwer’den başkası değildi. Her ne kadar bir şarkıyı kitle imha yetisine sahip bir silahla kıyaslamak beylik ve hatta saçma olsa da, Perwer için sahiden, o gece kamusal alanda Kürtçe bir performans sergilemenin riskleri, gerçek anlamıyla ölüm kalım meselesiydi. Perwer’in kendi ifadesiyle:
“Bomba elimdeydi. Ne zaman ve nerede infilak edeceği önemli bir meseleydi. Atmosfer korku ve umutla doluydu. Bilenler, bombanın yapımına katkı sağlayanların parmakları her daim fünyenin üzerindeydi. Bu bombanın ne tür tepkilere yol açacağını merak ediyorlardı. Kimisi benim şarkılarımı duyduktan sonra dehşete kapılacaktı. Onlar için, benim uzun yaşama imkânım yoktu. Bu bomba fünyesini çeken kadar yaratıcısını da katledebilirdi.”
Perwer’in atıfta bulunduğu tehlikeler, Türkiye Cumhuriyeti’nin 1923’te kuruluşunun hemen ardından, devlet politikalarının kimilerince “dilkırım” olarak da nitelenen kamusal alanda Kürtçe konuşulmasını (veya şarkı söylenmesinin) yasaklamasıyla ortaya çıkmıştı. Perwer’in o gece şarkılarını Kürtçe söyleme kararı, hükümet görevlilerinin konser salonunu basması, konseri düzenleyenleri tutuklaması ve günlerce işkenceye maruz bırakmasıyla gerçekten de devlet-destekli şiddete yol açmıştı.
Bu çığır açan direniş eyleminden sonra, Şivan Perwer Türkiye devletinden kaçmak zorunda kalmıştı. Ancak sürgündeyken bile susturulamayacaktı. Perwer, eşi Gülistan’ın da sıklıkla katıldığı ve kendisine tembûrla eşlik ettiği Kürtçe şarkılar söylemeye devam etmişti. Böyle yaparak, açıkça Kürt müzikal ve folklor geleneklerine saygısını göstermiş ve Kürt birliği ve direnişi için ateşi harlamış ve Kürt davası için uluslararası bir bilinç oluşturmuştu. Kayıt yapan bir müzisyen için, Perwer’in üretimi her türlü standarda göre olağanüstüydü: 2000’li yılların başında, kendisi çoktan 500’ü aşkın kayıt üretmişti. Muazzam hacimdeki katkısı kadar Kürt birliğini teşvik etmedeki ilgisi de onun “gelmiş geçmiş en ünlü Kürt şarkıcısı” rolünü perçinlemişti. Dahası, birçoğu için, “Kürtlerin sesi” unvanında da görüldüğü üzere Perwer tüm Kürdistan’ı temsil etmeye başlamıştı. Siyasi düzlemde bile, Perwer’in kaderi bazen dünyadaki Kürtlerin kaderine yakından bağlı görünmekte: 2009’daki bir örnekte olduğu gibi Perwer Kanada polisince yanlışlıkla tutuklandıktan sonra, tüm kıtada protestocular sadece Perwer için değil “Kürt halkı” için de bir özür talep etmişti.